|
Eğitimde
Akustik Koşullarının Önemi
Aslı Alptekin
Günümüzün eğitim mekânlarının pek çoğunun sahip
olduğu akustik koşulların eğitimi zorlaştırdığı, gelişmiş ülkelerde
tartışılan bir konu haline geldi. Sadece iyi bir öğretmene sahip
olmak, iyi bir eğitim almak anlamına gelmediği için, akustik ve
gürültü konularının da çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
Uluslar arası düzeyde yapılan araştırmalar,
sınıf akustiğinin pek çok ülkede ne yazık ki yeteri kadar
önemsenmediğini ortaya koyuyor. İyi akustik koşullara sahip mekânlar
yaratma fırsatı elimizdeyken bu tür durumların olması aslında çok
şaşırtıcı. Sadece Amerika' da ve bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde bu
konu zamanla önem kazanmaya başladı. Ülkemizde ise birkaç okul
haricinde, ne yazık ki bu konuya önem verilmiyor.
Dünyanın pek çok yerinde yapılan ölçümler,
okullardaki gürültü seviyesinin artık endüstriyel ve ticari çalışma
mekânlarında bile izin verilmeyen dereceye ulaştığını ortaya
çıkarıyor. Bu da şu anlama geliyor: Ebeveynler iş ortamlarında
korunurken, çocukları yıllarca gürültü açısından kötü koşullara
maruz kalıyorlar. Araştırmalar da ayrıca bu stresli koşullar altında
çocukların öğrenme güçlüğü çektiklerini gösteriyor. Bazı durumlarda,
öğrencilerin gürültülü sınıflarda girdikleri sınavlarda sessiz
koşullara göre çok daha kötü sonuçlar aldıkları görülüyor.
Bugün artık okullardaki kötü performans
düzeyinin yetersiz ergonomik koşullarla ilişkili olduğu düşüncesi
kabul görmeye başladı. Okullardaki gürültü seviyesi ve kötü akustik
koşullar, çoğunlukla bunun sorumlusu olarak görülüyor.
Araştırma sonuçları, akustik koşullar
düşünülmeden tasarlanan eğitim mekânlarının nasıl olumsuz koşullar
yarattığını ortaya koyuyor. Konunun önemini daha iyi ortaya koymak
için, bu olumsuz koşulların öğretmenler ve öğrenciler üzerindeki
etkilerinden bahsetmek de yararlı olacaktır.
Kötü Akustik Koşullar, Öğrencileri ve
Öğretmenleri Olumsuz Yönde Etkiler:
Öğrenciler, öğretmenin ve diğer öğrencilerin
söylediklerini duymada zorluk çekerler. Öğrenciler, okunan metin içindeki kelimelere
tek tek konsantre olacakları için metnin tamamını anlayamazlar.
Gürültü seviyesi yüksek olduğunda ayrıca, daha yavaş çalışırlar ve
hatırlama problemi yaşarlar.
Daha küçük yaştaki öğrenciler, eğitim
tecrübeleri daha az olduğu için net olmayan kelimeleri anlamakta
daha fazla zorlanırlar. Bu kelimeleri tam anlamıyla ancak 15 yaş
sonrası anlayabilirler.
Gürültülü okul ortamındaki öğrencilerin kan
basınçları ve kalp atış hızları daha yüksektir. Uzun dönemde bu
durum, büyük problemlere sebep olabilir. Ayrıca, hem öğrencilerde
hem de öğretmenlerdeki stres hormonu seviyesi daha yüksektir.
Pek çok öğrenci sosyal açıdan kendilerini
kapatarak öğretimden yararlanmak ve arkadaş bulmak konusunda
problemler yaşarlar ve daha az zeki ve yaramaz olarak kabul
edilirler. Gürültü ve yaramazlık eğilimi arasında net bir çizgi
vardır.
"Duyma konusundaki zayıflık görünmezdir", ki bu
da bu durumdan etkilenenlerin belirlenmesini zorlaştırır.
Öğretmenler, seslerini fazla zorladıkları için
sağlık problemlerinden yakınırlar. Bir süre sonra bu durum daha uzun
süre devam eden rahatsızlıklara yol açar.
Gürültünün gürültüyü arttırdığı söylenir. Bu da
akustik koşulları kötü bir sınıfın, öğretmen ve öğrenciler içeriye
girip seslerini birbirine duyurmak için yükselttiklerinde daha kötü
bir duruma geleceği anlamına gelir. Öğrenciler ve öğretmenler doğru
akustik koşullar altında kendilerini daha iyi hissederler.
Kreş ve anaokullarında ses düzeyi genellikle 80
dB’ in üzerine çıkar. Çocuğun ilk yaşlarda gürültüye maruz kalması,
öğrenme yeteneğini olumsuz etkiler.
Hafif de olsa işitme güçlüğü çeken çocuklar,
diğerlerine göre kötü akustik koşullardan daha çok etkilenirler.
Soğuk algınlığı sırasında yaşanan işitme problemi bile, konuşmanın
anlaşılabilirliğinde önemli oranda azalmaya sebep olur.
Peki, sınıflardaki akustik koşulları
iyileştirmek için ne yapmak gerekir?
Ülkemizdeki eğitim mekânlarının çoğunluğunda
döşemede kolay temizlenebilir olması nedeniyle, sert malzemeler
kullanılıyor. Pencereler, duvarlar ve tavan da sert yüzeyler.
Sınıflarda ortaya çıkan ses bu yüzeylere çarpıp yansıyarak artıyor
ve gürültü düzeyi artmaya başlıyor. Konuşmalar uğultuya dönüşüyor ve
anlaşılmaz hale geliyor. Bu kontrolsüz yansımaları önlemek ve
gürültü seviyesini azaltmak için, mekânda en geniş yüzey olan
tavanda, eğer bu mümkün değilse duvarlarda sesi yutan akustik yapı
malzemeleri kullanmak gerekiyor.
Heriot-Watt Üniversitesi (Edinburgh) tarafından
gerçekleştirilen çalışmanın da ortaya koyduğu gibi, akustik
uygulamanın yapıldığı ve yapılmadığı sınıflarda konuşmanın
anlaşılabilirliği arasında büyük fark var. Bu da öğrencilerin
başarısını büyük ölçüde etkiliyor. Çalışmanın sonuçlarını aşağıda
bulabilirsiniz.
|
ARAŞTIRMA PROJESİ -
HERIOT-WATT
ÜNİVERSİTESİ, EDİNBURGH
D.J. MacKenzie, R.J.M. Craik, S. Airey
Heriot-Watt
Üniversitesi (Edinburgh) tarafından gerçekleştirilen "Eğitim
Mekânları’nda Akustik" üzerine araştırmada, 70 adet farklı
eğitim mekânı incelendi.
Bunların
içinde:
·
İlkokullar
· İşitme
güçlüğü çeken çocuklara eğitim veren okullar
· Akustik
tavanı olan veya olmayan sınıflar yer almaktaydı.
Bu mekânların
hepsinde:
· Ses
şiddeti düzeyi
· Reverberasyon*
süreleri
· Konuşmanın
anlaşılabilirliği değerleri ölçüldü.
Araştırma
neticesinde, akustik uygulama yapılmamış sınıflarda, öğrenciler
konuşurken ses şiddeti düzeyinin 74dB' e ulaştığı ortaya çıktı.
Bu ses düzeyi yaklaşık olarak iş günü saatlerinde Taksim
Meydanı’ndakine karşılık gelmektedir. Akustik tavan uygulanmış
sınıflarda ise, bu değer 64dB' in üstüne çıkmıyordu.
Konuşmanın
tüm öğrenciler tarafından rahatlıkla duyulabilmesi için sınıf
içinde sağlanması gereken reverberasyon süresinin* en fazla
0,6sn olması gerekliyken, akustik tavan bulunmayan sınıflarda bu
değer 0,8sn'nin üzerine çıkıyordu. Akustik asma tavanın
bulunduğu sınıflarda ise istenen değerler elde edilebiliyordu.
Konuşmanın
Anlaşılabilirliği değerlendirildiğine, 0,60–0,75 aralığında
olması beklenen Konuşma İletim İndeksi'nin 0,50 olduğu
belirlendi; akustik tavan olan sınıflarda ise bu değer 0,70' e
ulaşmaktaydı.
Sessiz
harflerin kaybı ise diğer bir önemli konu idi. Aşağıdaki metne
bakıp anlamlı bir cümle çıkarmak neredeyse imkânsız olur.
-a-ı -ı-ı-
-a-ı- a-u- -i-i -ö-ü-ü-
Aynı metni
bir de aşağıdaki gibi değerlendirirsek, biraz daha anlam
kazanır.
b-z-
s-n-f-l-r-n -k-s-t-ğ- k-t-d-r
Her iki
örneği bir araya getirdiğimizde asıl söylenen cümleyi elde
edebiliriz. İlk cümle, akustik koşulları yeterli olmayan bir
sınıfta, bu cümleden öğrencilerin algılayabileceği kısımdır.
Metin içindeki sessiz harflerin duyulmaması nedeniyle yapılan
konuşmanın veya anlatılan konunun anlamını kaybetmesine neden
olan bu durum, sessiz harflerin kaybı olarak tanımlanır ve Alcon
ölçeği ile % olarak ifade edilir.
Önerilen
%Alcon ölçeği
>15% Çok
basit ve iyi bilinen mesajların algılanabilmesi için kabul
edilemez
15–10% Fazla
karmaşık olmayan genel mesajların algılanabilmesi için kabul
edilebilir.
10–5% İyi
<5% Mükemmel
Akustik
uygulamalı ve akustik uygulamasız sınıflarda yapılan
değerlendirmeler neticesinde aşağıdaki sonuçlar elde edildi:
Akustik
Uygulamalı:
4,6%
Akustik
Uygulamasız: 13,7%
(Projede test
edilen tüm sınıflardaki ortalama sessiz harf kaybı yüzdesi)
Bu bulguların
elde edilmesinden sonra, akustik asma tavanı olmayan bir sınıfa
akustik asma tavan uygulaması yapıldı. Uygulama öncesi ve
sonrası yapılan Alcon ölçümlerinde, uygulamanın yapılmasından
sonra sınıfta %96 oranında bir düzelme olduğu ortaya çıktı. Yani
sınıfta bulunan 24 öğrenciden 23'ü öğretmenin anlattıklarını
%100'e varan oranda doğru algılayabiliyorlardı.
Araştırma
sonuçları, akustik koşullar düşünülmeden tasarlanan eğitim
mekânlarının nasıl olumsuz koşullar yarattığını ortaya koyuyor.
Reverberasyon süresi:
Sesin kaynağından çıkmasından itibaren, 60dB düşmesine kadar
geçen süre |
|